Ekran Resmi 2016-09-19 00.26.23

dolandırıcı yarışma programları

Her 3-4 yılda bir gelen büyük bir nefretle DigiTürk‘ü kapatma -hem de ne kapatma, hırs, nefret, küfürler gırla- seanslarından birisinde, TV’ye normal 900 uydu kanalını kuruldu tabiki. Bir türlü D-Smart‘a geçemedik, belki daha iyi tecrübe, belki de laciverti. Her DigiTürk ayrılıktan 6-7 ay sonra yeniden DigiTürk aboneliği başlattık. Sıradaki nefret çubuğu dolana dek.

DigiTürk yazısı başka bir zamana kalsın, nefret ve aşk çok ince bir sınır. (Gerçekten bu kadar müşteri nefreti kazanabilmek ayrı bir konu)

Aslında leş Türk kanallarını pek izlemem, kaynana zoru ile TV8 Acun yarışmaları ve Kara Sevda gibi dizilere bir miktar aşina olsam da uydunun 5685 kanalı arasında gezinirken Derya TV, Farklı TV gibi kanallarda tüm gün harika Türk filmleri yayınlandığını farkettim. Sigara ve rakının ‘blur’lanmadığı, küfürlerin ‘bip’lenmediği bu kanallarda Orhan Gencebay’ın 1981 yılında baş rölünü oynadığı “Feryada Gücüm Yok” adlı erken dönem ‘Zeitgeist’ filminde bildiğin meme gördüm. Akit gazetemsinin kel adamın kafasını sansürlendiği dönemlerdeyiz okuyucu, kadın göğsü diyorum.

Bu kanallar muhtemelen aynı kişinin, bu filmleri lisanssız, telif hakkı ödemeden CD’den, DVD’den ve memeli rakılı yayınlarken tek dertleri aslında filmin yarısında yarım saatlik dolandırıcılık reklamları koyarak çocuklar, saf vatandaşlar, köşeyi hızlıca dönme amacındaki kurnazlar ve yaşlıları hedef almak.

Biz girişimcilere sorarlar ya, gelir modeliniz denir? Aha işte keriz avlamak.

Gündüzleri çok ucuza 3 tane ama ‘kargo ücreti belirsiz’ saç çıkartıcı, cinsel gücü 5 kat arttırıcı, akne ve sivilce yok edici, 5 dakikada kırışıklığı yok edici krem reklamları varken (tabiki işe yaramıyor, hatta zehirliyor), geceleri saçma sapan bir yarışmaya denk geliyorum. Siz de mutlaka görmüşsünüzdür. Ekranda 20 tane kare, her birinde aynı animasyon. Animasyonlardan 2 tanesi diğerlerinden biraz farklı ve bu farklı kareleri bulup canlı yayını ararsanız 15.000TL gibi bir para kazanabilirsiniz.

(video’nun orijinali şu kanalda, olur da silinirse diye kopyaladım)

15 saniye içerisinde farklı iki animasyonu bulabildiğiniz halde sürekli canlı yayına katılan insanların yanlış cevap vermeleri ve sunucunun arka arkaya hatların ne kadar dolu olduğu, az zaman kaldığı ve ödül miktarının büyüklüğünü hatırlatmaları insanı dürtüyor. (Pis Şeytan)

Pek tabiki dolandırıcılık, yayına katılanlar düzmece, hepsi ekip işi. Dakikası 20TL olan hattı aradığınızda (6px fontu okudum) yoğunluktan ötürü en az 15-20 dakika hatta bekletilip sebepsiz hattan düşüyorsunuz. (Aramadım tabiki, şikayet siteleri bu ilanlarla dolu)

Ekran Resmi 2016-09-19 00.23.49

Peki toplum ahlakını çok düşünen muhafazakar hükümetimiz ve güdümündeki RTÜK bu kanallara neden müsade ediyor?

Bilmiyorum, onca yozlaşmaya şahit olduğum halde altından çıkacak çıkar ilişkilerine bünyem hazır değil.

Ne kadar çok şikayet varsa artık 4 gün sonra gelen hürriyet gazetesi haberi

Özetle diyor ki, sorumluluğu Turksat, RTÜK ve Gümrük ve Tic. Bak. olarak birbirimize atıyoruz, onları cezalandıracağımıza saftirik haklı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Yazık bu millete, ya da müstehak!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

35

facebook doğum günümün gece yarısında bu mesajı yazmamı önerdi, “müteşekkir hissediyor” yazdı otomatikman. benden daha iyi türkçe biliyor gibi 🙂

facebook yüz yüze görüşme bir yana, telefon ile doğum günü kutlamanın bile yerine geçmiş çoktandır, bu yıl daha fazla hissettim bunu 🙂

henüz 35 yaşında teknolojiye ayak uyduramayan yaşlılar gibi sızlanmaya mı başladım yoksa 🙂 aaah ah, nerede o eski doğum günleri 🙂

hatırlayan, hatırlamayan, bildirimleri gören, görmeyen, sağ taraftaki listede farkeden, etmeyen, kutlayan, kutlamayan herkese çok selamlar. müteşekkir hissettim efendim 🙂

görüşelim mutlaka, bir kahve içelim bir ara.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

barış

barış olsun

çocuklar ölmesin,

çocuklar ölmesin,

çocuklar ölmesin.

bebekler ölmesin! (bunu söylemek ne acı)

ama en acısı,

devlet öldürmesin!

devlet öldürmesin.

devlet öldürmesin.

devlet yaşatsın.

(sadece bunları yazmanın bile vatan haini ilan edilmeye, linç edilmeye, can tehlikesi yaşamaya yeterli olduğu bu günlerde bunları yazmasaydım, rengimi belli etmeseydim içim huzur dolmazdı.)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

evde bira yapımı

Çalışkan mayalar… #brewing #microbrew #beer #notme

Levent Bali (@lbali) tarafından paylaşılan bir video ()

hani derler ya “ev alırdım” diye, biraya verdiğim parayla ev olmasa da araba alırdım sanıyorum.

verdiğim paraya yanmam da bugüne kadar içtiğim binlerce şişe bira, bira değilmiş yeni öğreniyorum.

evet, evde bira yapıyorum artık. hiç aklıma gelmemişti. son 1-1.5 yıldır biliyorum yapılabileceğini. uzun uzun araştırdım, butikbira.com sitesindeki kitlerle başladım.

sonuç: harika! ben bugüne kadar bira içmiyormuşum!

butik bira sitesi a’dan z’ye donanımlı insanlar tarafından en ince ayrıntısına kadar düşünülerek yapılmış bir e-ticaret sitesi. bunu profesyonel hayatını e-ticarete adamış ben söylüyorsam dikkate alın derim.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

seçin

o mühür elinizdeyken, kimse yanınızda olmayacak. vicdanınız ile baş başa kalacaksınız. aceleniz yok, 1-2 dakika vicdanınızı dinleyin perdenin arkasında. o, bir şüphe gibi, hep orada aslında. dinleyin bu sefer. cesur olun! dinleyin! ve barışı seçin!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

Arkadaşlıklar…

İyi arkadaşlıklar, dostluklar, kadim dostlar, ahiretlikler. Son zamanlarda çok kafa yorduğum konulardan birisi bu.
Geriye dönüp baktığımda en kolay yaptığım şeyin, hayatımdaki insanlardan kolayca vazgeçmek olduğunu anlayabiliyorum. Tabi bunu anlayacak ve kendime itiraf edecek kadar insan kaybettikten sonra…
Bir çok kaybın nedeni sadece benim, farkındayım.
Kimini ise ilkelerime uymayan davranışlarından ötürü, fevri hareket ederek, bıçak gibi çıkarmışım hayatımdan. Çoğu zaman hak veriyorum kendime bu küme için. Devam etseydim sahte, yalan olacaktı. Nadiren de pişman oluyorum bu duruma, Don Kişot gibi hissediyorum kendimi.
Kimine hala anlam veremiyorum. Ben istemeden, sebebini bile bilmeden, zamana yayılarak ya da birdenbire çıkmışlar hayatımdan. Bazen özlüyorum onları, bazen demek ki böylesi doğruymuş diyorum. En azından nedenini öğrenmek istiyorum.
Kimisi var ama yok, Gtalk’da, Facebook’da listemde, Twitter’da takipte.
Sosyal medya zaten çok kolaylaştırıyor bu durumu. Doğum günlerinde haberi Facebook’dan alıp “Mutlu yıllar yazmak”, güzel bir haberi RT yapmak gerçek ziyaretlerin yerini almış durumda.
Alınmıyorum aslında ama en yakın saydığım 4-5 arkadaşım 2 yaşındaki oğlumu henüz kanlı canlı görmemeleri düşündürüyor aklıma geldikçe.
Ve evet, yaş ilerledikçe yeni arkadaşlıklar kurmak da zorlaşıyor.
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

Şu sıralar aklımdakiler #2

  • Forumlarda Python mu öğrensem Ruby mi diye soran bir çok kişi görüyorum, bence GO‘yu da değerlendirmeliler. (GO Türkiye)
  • Fotoğrafların baskın rengini almam gerekti bir projede, rengin yanı sıra kartelasını da veren bir kütüphane buldum.
  • Güzel bir yazı William Edwards Deming ile tanıştırdı beni. Mevzuatta yok. (ekşi)
  • Aynı blog’tan bir başka yazı: Neden Laravel kullanmıyorum. Tartışmaya açık.
  • Enpara, Steam, iTunes/App Store, Google Play, Facebook, Spotify, Windows Store/Xbox, Playstation ve Deezer harcamalarına %50 indirim kampanyasına 2015 yılında da devam edecekmiş. Güzel haber.
  • 2014’ün en çarpıcı TED video’ları burada.
  • Facebook sayfalarını iyice gözden düşerken grupları öne çıkmaya başladı. Bu yıl takip etmeye doyamadığım Ben bugün bişey öğrendim ve iyiymiş! gruplarını duymadıysanız bir göz atın derim.
  • E-kitap ile ilgiliyseniz şu oluşumu benden duymuş olmayın.
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

Hedefler

Kendimi daha günübirlik yaşayan, ciddi gelecek planları, önemli hedefleri olmayan birisi olarak görürdüm birkaç yıl öncesine kadar. Yaş ilerledikçe ve belki de baba olduktan sonra bu durum kendime bile hissettirmeden değişmeye başladı.

İlk belirlediğim hedefi başarmış sayıyorum artık, çünkü 5-6 ay oldu sigarayı bırakalı. Sigarayı özlemeyi bir kenara koydum, kokusundan ve tadından tiksinir haldeyim. Bunu kendimi motive etmek için yazmıyorum, cidden tiksiniyorum.

Önümüzdeki günlerde kendime büyük sayılabilecek hedefler belirledim. Umuyorum önümüzdeki yıl sonuna doğru bir kaçını başarı olarak yazabilirim.

  • Tırnak yemeye bir son vermek
  • Gereksiz bira tüketimini en aza indirmek
  • Bir üsteki madde ile çok çelişmeden single malt viski ve craft bira konusunda bir bilgi birikimine sahip olmak.
  • Atlas’ın uykuları bir düzene girerse eğer, gündüz erken kalkıp ofise gitmeden önce 1 saat kadar spor yapmak.
  • Ofisten çıkıp eve geldikten sonra en azından yarım saat yürüyüş yapmak.
  • Kucakta bilgisayarda film / dizi izlemeye bir son vermek. Bir süredir XBMC (Kodi.tv)kullanıyorum, bunu TV’ye entegre etmek.
  • Evde daha az bilgisayar kullanmak, oğlum ve karımla daha fazla zaman geçirmek.
  • Gereksiz harcamalara bir son verip, az bile olsa para biriktirmeye başlamak, alışkanlık haline getirmek.
  • İlgi alanlarımdan birisi ile ilgili anonim yeni bir blog açmak.
  • Bu bloga daha fazla yazı yazmak.
  • (edit) Tabiki daha daha çok kitap okumak. Son yıllarda hiç kitap okuyamıyorum. Halbuki 3-4 yıl öncesine kadar ne çok kitap okurdum.
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

Russell’in çaydanlığı

“Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı.”

Bertrand Russell – Russell’in çaydanlığı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr

Şu sıralar aklımdakiler #1

  • Her kelimesine katıldığım bir yazı, hislerime o kadar tercüman ki.
  • Ağaca verilen değer. (thnx Ozan) Zamanında Atatürk bir ağaç için köşkün yerini (!)değiştirtmişti.
  • Dünya karikatüristleri, karikatürü yüzünden yargılanan Musa Kart’a destek için çiziyor.
  • Apple Macbook Pro’ya SSD taktım, şu yazı çok faydalı oldu benim için.
  • Yıllardır bildiğim ama bir türlü elimin gitmediği xbmc (yeni adıyla kodi) tüm film/dizi izleme alışkanlıklarımızı değiştirdi. Sırada TV’ye entegre etmek var.
  • Şu sıralar Algolia ile haşır neşir oluyorum.
  • Ayrıca yine şu sıralar Laravel ile çok uğraşıyorum. Ya framework’lere karşı huysuzluğum geçiyor ya da ben de olgunlaşıyorum artık.
  • Evernote dışında ufak notlarımı Google Keep ile hallediyorum.
  • Bir de Android’i deneyeyim diye aldığım Samsung Note 3 iyi güzel de bir iPhone değil, 1 yıl daha idare edip yenilenen versiyonu çıkınca iPhone Plus almaya karar verdim. Tabi Watch ile beraber.
  • Android demişken, telefonumda (belki de tüm Samsung’larda) *#0*# tuşlayınca gizli bir test menüsü açıldığını öğrendim.
  • Okunacaklar listesine 4 ciltlik bir kitap ekledim. Akl-ı Kemal – Sinan Meydan
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestDigg thisBuffer this pageShare on Tumblr